Uzmanlar: her sağlıklı çocuğa gelişim tarama testi yapılması gerektiğini söylüyor....

Çoğu anne ve baba, çocuğu okulda başarısız oluncaya kadar gelişimsel bozukluğu fark etmiyor. Çocuğun gelişimsel sürecindeki gecikme hafifse fiziki muayanede de farkedilmiyor. İşte bu durumda devreye gelişim tarama testi giriyor. Uzmanlar, gelişim tarama testinin, 0-6 yaş arası her sağlıklı çocuğa yapılması gerektiğini söylüyor. 15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanan bu test sayesinde çocuğun gelişim süreci her yönüyle taranmış oluyor. Test, çocuğun ileriye yönelik davranışlarında önemli rol oynayan dış dünyayla ilişki, dil ve yürüme gibi motor ve el becerileri konusunda ebeveyne ve hekime yol gösteriyor. Gelişimsel Çocuk Nörolojisi Derneği Başkanı Prof.Dr.Kalbiye Yalaz, “El becerisi” çocuğun gelişim basamakları içinde en önemlisini teşkil ediyor. Çok basit testlerle, çocuğun el becerisinin ne olduğunu saptayabiliyoruz` diye konuştu. 6 Yaşına Kadar en az 4 Defa Uygulanmalı 6 yaşına kadar en az 4 defa uygulanması gereken gelişim tarama testi ile nörolojik ve psikolojik sağlık sorunlarına erken müdahale şansı söz konusu oluyor. Prof. Dr. Yalaz şu bilgileri veriyor: `Hem bilişsel, hem hareket bozukluklarını gösterebiliyoruz. Kabaca çocuğun normal işitip işitmediğini anlamak için test yapıyoruz. Hem de sorguladığımız zaman konuşmasına bakıyoruz. Konuşma bozukluklarını bu testle öğrenmek mümkün.


Okul Başarısızlığı Her Zaman Önemli Bir Soruna İşaret Eder mi ?

Her çocuk zaman zaman dersler ya da ev ödevleri konusunda sorunlar yaşayabilir. Ancak genellikle bu sorunlar uzun süren kalıcı sorunlar değildir ve bunların nedenleri ( örneğin yeni bir okula geçişte veya öğretmen değiştiğinde yaşanan uyum süreci ya da ailede stresli bir olayın yaşanması gibi ) hafifledikçe sorun da hafifleyerek kaybolur. Ancak okul sorunlarının kalıcılık göstermesi, tüm çabalara ve alınan önlemlere rağmen değişiklik sağlanamaması çocukta öğrenme güçlüğü ya da özel yardım gerektiren bir başka sorun olduğuna işaret edebilir

2 Yaş Sendromu ile nasıl başederim?

Bebeğimin İlk Özerklik Talebi -Nam-ı Diğer 2 Yaş Sendromu

Kendi kendine yürümek istiyor,
Kendi kendine yemek yemek istiyor,
Herşeye hayır diyor,
Bizimle sık sık inatlaşıyor,
Ağlama ve öfke nöbetleri başladı,
Daha saldırgan davranıyor,

O uyumlu, sakin bebeğimizin yerinde şimdi inatlaşan, dediğim dedik, her söylediğinize karşı çıkan, adeta sabrınızın sınırlarını zorlayan bir çocuk var…
Aslında bu davranışlara sevinmek mi lazım yoksa üzülmek mi ? Biz olaya iyi tarafından bakalım ve mutlu olalım . Çünkü çocuğunuz artık büyüdü, çevreyi algılama kapasitesi arttı, zihinsel gelişimi hızla ilerliyor, çevreyi merak ediyor, araştırmak, keşfetmek istiyor, kendi seçimlerini yapmak , kararlarını vermek istiyor, kendini bir birey olarak kabul ettirmek istiyor. Literatürde “negativizm” “erken ergenlik”, “terrible two” olarak da isimlendirilen ve 18. Ay civarında başlayıp, 42-46. Aya kadar devam eden , 2 yaş sendromu döneminde bebeğimiz “özerklik” dönemine giriyor.Bu dönem yaptıklarının etkisini test ettiği, sınırları zorladığı bir dönemidir.

Öncelikle bu dönemin tamamen normal ve her çocuğun geçirdiği gelişim dönemlerinden biri olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca bu dönemin kalıcı olup olmaması yine bizim elimizde. Peki bu dönemde çocuğumuza nasıl yaklaşmalıyız. İşte size birkaç öneri :

• Seçme Şansı Verin: Ona isteklerinizi direkt olarak söylerseniz muhtemelen hayır cevabıyla ve dirençle karşılaşacaksınız . Bunun yerine isteklerinizi ona alternatifli biçimde sunun, seçenekleri siz belirleyin ama seçim ona kalsın . Örneğin, “Boyama yapmak ister misin?” yerine , “kırmızıyla mı maviyle mi boyayalım ?” dediğinizde direnç riskinin daha düşük olduğunu göreceksiniz

• Ona ait bir alan sunun : Evin diğer kısımlarında eşyaları kurcalamasına ve karıştırmasına izin vermiyorsunuz belki, bu onu daha da öfkeli bir hale getirecektir. Çocuğumuza “hayır” derken ona alternatiflerde sunmalıyız, yoksa kendini ifade etme çabaları engellenen çocuk, kendini tamamen bir kıskacın içinde hissedecektir. Eğer imkanınız varsa dilediğince karıştırması, kurcalaması ve incelemesi için ona bir alan sunun, örneğin odasında bir köşe olabilir. Böylelikle “salondaki çekmeceleri karıştırmanı istemiyorum ama kendi odandaki çekmecelere bakabilirsin” diyerek ona bir alternatif sunmuş olabileceksiniz.

• Tutarlılık, tutarlılık, tutarlılık :
Çocuğuma hep yeşil ışık yaktım, büyüyüp de kırmızı ışıkla ilk karşılaştığında artık çok geçti ! (Dr. John Zanicchi)

İsteklerini ağlayarak elde etmesine izin vermeyin. En azından ağladığı sırada isteğini yerine getirmeyin, bunun için susmasını bekleyin ya da dikkatini başka bir yere yönlendirerek onu sakinleştirin. Ancak bunu tutarlı ve kararlı bir biçimde yapmanız çok önemli. Yani önce “hayır” deyip sonradan yine “evet”e dönüyorsanız bu durumda çocuğumuzun şiddetlenmiş olumsuz davranışını pekiştirmiş oluyorsunuz. Tutarlılık sadece sizinle sınırlı kalmamalı, aynı şekilde babası ve evdeki diğer kişilerde sizinle tutarlı şekilde davranmalı , yani sizin hayır dediğiniz bir şeye eğer babası ya da bir başkası (bakıcı,anneanne,babanne vs..) evet diyorsa bu durumda sıkıntı yaşamaya devam edersiniz.

• Sabır , sabır , sabır : Bu dönemde göstereceğiniz sabır , uzun vadede sizin ve bebeğinizin hayatını kolaylaştıracak . Sabırsız davranıp ona her istediğini verirsek ileriki yaşlarında da bu durumu kullanabilecektir. Öte yandan sabırsız davranıp sözel ya da fiziksel şiddet göstermeniz durumunda çocuğunuz bunu model olarak alacak ve size karşı aynı şiddeti gösterecektir.

Konu ile ilgili video e-eğitim için tıklayınız

Psk. Özlem Tokgöz ÖZSOYLAR

Çocuğum ders çalışmıyor, ne yapmalıyım?

Çocuğumuzun düzenli ve planlı bir biçimde ders çalışmasını sağlamak için anne-baba olarak bizlerin üzerine neler düşüyor ?

1- ) Çocuğumuzu gözlemlemek ve tanımak : Anne-baba olarak çocuğumuzu en iyi gözlemleme olanağı olan bireyler bizleriz. Çocuğumuzu çok iyi tanımalı ve öğrenme yollarını , ilgi duydukları alanları, keyifli ve verimli oldukları saatlerini belirlememiz gerekiyor.

Her çocuğun farklı bir öğrenme stili vardır. Bazı çocuklar görsel yoldan daha iyi öğrenirken bazıları dinleyerek, bazıları ise uygulamalar yaparak daha iyi öğrenirler. Örneğin, görsel dikkati kuvvetli olan ve görsel yönden öğrenme eğilimi daha iyi olan bir çocukla renkli kalemler , görsel semboller ve şekiller kullanarak çalışırsanız, daha kısa sürede ve kalıcı öğrenecektir.

2- ) Olumlu Model Olmak : Çocuklar her şeyi bizlerden öğrenir.Planlı olmayı da, sorumluluk sahibi olmayı da….. Eğitim doğruları söylemek değil, doğruları yapmaktır. Onlar bizi gözlemler ve davranışlarımızı taklit ederler.

Öğrenme ömür boyu suren bir süreçtir. Anne-baba olarak sizler hala öğreniyor olduğunuzu ve kendinizi geliştirmek için çaba gösterdiğinizi çocuklara gösteriyor musunuz? Akşamları evde TV izleme süreniz ne kadar? Kitap okuma süreniz ne kadar? Çocuklarınız sizleri Kitap okurken ya da ders çalışırken gözlemliyor mu?

Anne ve babası planlı olan ve düzenli kitap okuyan çocukların istekli ve planlı ders çalışma oranı daha fazla olacaktır. Akşam saatlerinin sürekli TV karşısında oturarak geçirilmesi, hafta sonları herhangi bir program olmadan geçirilmesi, çocuğa okul dışı zamanın bu şekilde gelişigüzel geçmesi gerektiğini öğretir. Okul ve iş dışındaki zamanların bu şekilde geçirileceğini öğrenen çocuktan, gelecekte çalışma alışkanlığı kazanmasını beklemek haksızlık olacaktır.

3-) Ortamı Düzenleme : Çocuğunuzun ders çalışacağı ortam her türlü dikkat dağıtıcı unsurdan arındırılmış olmalı. (Gürültü, TV sesi, görsel materyaller vs…)

Zaman zaman anne-baba TV izlerken çocuğunda aynı odada ders çalıştığını görüyor ya da duyuyoruz. Bu son derece yanlış bir uygulamadır. Çocuğun ders çalışacağı oda , sessiz ,rahat, (ama çok rahat da değil ,uyuya kalmasını engelleyecek kadar rahat) ,havalandırılmış sakin ,dikkatini dağıtan şeylerden uzak , iyi ışıklandırılmış olmalıdır.
Çalışma masası sadece ders çalışmak için kullanılmalıdır. Ders dışı faaliyetlerin aynı masada yapılmaması,ders için koşullanmayı olumlu etkilemektedir.
Mümkün olduğunca her gün aynı mekânda ders çalışmak, ders çalışmayı kolaylaştırır ve dikkati keskinleştirir.
Yatarak, uzanarak, kaykılarak ders çalışmak dikkati ve konsantrasyonu olumsuz etkileyeceğinden öğrenmeyi engeller.

4-) Motive Etme : Çocuklarımızın isteyerek ders çalışması için,

a – ) Çocuklarımızın olumsuz değil, olumlu yönlerine odaklanalım : Anne – baba olarak genel eğilimimiz çocuklar olumlu davranışlarda değil de olumsuz davranışlarda bulunduğu zaman dikkatimizi onlara vermek yönündedir. Oysa ki olumsuz davranışla çocuğumuzun amacı dikkat çekmek ise bu durumda hedefine ulaşmış oluyor ve farkında olmadan olumsuz davranışı pekiştirmiş oluyoruz.

Gün boyu çocuklarımızın olumlu davranışlarını yakalamaya çalışalım ve bunların bir listesini yapalım. Bu olumlu yönlerini (örneğin ders çalışmak gibi) gördüğümüzü ve hoşumuza gittiğini her fırsatta belirtelim. Böylelikle çocuğunuzun takdir gören davranışı gösterme oranı artacaktır.

b-) Ödül Kullanımı : Çocuğu motive etmek adına ufak tefe ödüllerde işe yarayacaktır. Ancak bu ödüller istenen davranıştan önce değil sonra verilmelidir. Yani ders çalışmadan önce değil, ders bittikten sonra çocuk ödüle kavuşabilmelidir. Aynı zamanda ödül kullanımında tutarlı olunmalı ve çalışma alışkanlığı oturdukça azaltılmalı ve sonlanmalıdır.

c-) Başarının hazzını yaşamasına fırsat verin: Çocuğunuzun bir şeyi istemesi için daha önceden onun tadına varmış olması gerekir. Çocuğunuzla ders çalışırken öncelikle yapabileceği düzeyde gerekirse düzeyinden daha aşağıda bir aktivite ile başlayın, çocuğunuz aktiviteyi tamamladığında onu sözel olarak ödüllendirin, böylelikle çocuğunuz takdir edilmekten ötürü keyif alacak ve bu hazzı tekrar yaşamak isteyecektir.

d-) Çalışmayı eğlenceli hale getirin : Özellikle oyun çağı çocuklarında ödev yaparken aktivite oyunlaştırılabilir, renkli ve süslü kalemler ya da ilgi çekici, özendirici eğitim materyalleri kullanılabilir, unutmayın keyif alarak öğrenilen bilgiler daha kalıcı olacaktır.

5-) Sorumluluk Verme : Çocuğunuzun bir şeyleri başarmış ve verilen görevleri yerine getirmiş olmanın verdiği hazzı yaşaması için onlara başarabilecekleri düzeyde sorumluluklar verin . Aşırı koruyucu anne-baba tavrı, çocuğa sorumluluk vermemek, verilen görevleri çocuk yerine anne-babanın yapması gibi tutumlar kendine güvensiz ve sorumluluk bilinci oluşmamış çocukların yetişmesine yol açacaktır.

6-) Ders Çalışma Programı Hazırlamak : Günlük plan hazırlamak ve bu plana uygun hareket etmek başlarda çok yorucu, zorlayıcı hatta gereksiz gelebilir. Ancak zamanla planlı hareket etmek alışkanlık halinegelecek, zamanın ne kadar verimli kullanıldığı rahatlıkla gözlenebilecektir.

Çalışma Planı Hazırlamada Dikkat Edilecek Ana Noktalar Şunlardır :

· İlgiler,yetenekler, ihtiyaçlar ve amaçlar dikkate alınmalıdır.
· Derslerle sosyal etkinlikler arasında mantıklı ve dengeli bir ayarlama yapılmalıdır.
· Ders programında mutlaka serbest zaman, özel zaman gibi aralıklara yer verilmelidir.
· Plan oluştururken geniş kapsamlı, adım adım ulaşılabilecek amaçlar belirlenmelidir.
· Mümkün olan ölçüde günün benzer zamanları çalışmaya ayrılmalıdır.
· Dinlenme,beslenme gibi temel ihtiyaçlar ihmal edilmemelidir.
· Yapılan plana uyma konusunda kararlı olmaya çalışılmalıdır.
· Planlar ihtiyaç duyulduğunda geciktirmeden güncellenmelidir
· Programı çocuk hazırlamalı: Çocuğun programa uyma isteği duyabilmesi içinde, program yapılırken kendisinin de dahil olması ve kararlarda payının bulunması önemli. Ancak programı hazırlarken özellikle hedef ve saatlerin belirlenmesi kısımlarında yardımcı olabilirsiniz. Ders çalışma saatleri seçilirken, çocuğun yorgun ve aç olmadığı, enerjisinin yüksek olduğu saatlerin belirlenmesi önem taşır. Her bireyin en verimli olduğu zaman dilimleri vardır, bu dilimler gözlenmeli ve çocuğa uygun saatler seçilmelidir.

· Görülür bir yere asılmalı : Ders çalışma planı; günlük plan, hedefler ve bu hedeflere ulaştığında ona kazandıracaklarını da içermeli ve odasında görünür bir yere asılmalıdır.

Dikkat dağınıklığı olan çocuklar için : En fazla yarım saatte bitirilecek bir ödevi saatler geçmesine rağmen yapmıyor mu? Masa başında başka materyallerle mi oyalanıyor? Ders bitmeden sürekli kalkıp geziniyor mu? Okuma ve yazma ile ilgili aktivitelerden çabuk sıkılıp , yapmak istemiyor mu?

Bu durumda çocuğunuzun dikkatini toparlama ile ilgili bir sıkıntısı olabilir, böyle durumlarda çocuğunuzun dikkat süresini ölçün. Hiç kalkmadan masa başında ne kadar süre dikkatini koruyabiliyor? Örneğin 10 dakika ise çalışmaları 10’ar dakikalık parçalara bölün ve her 10 dakikada bir kısa aralar verin , ancak bu araların süresi çalışma süresinden uzun olmamalıdır ve aralarda bilgisayar ya da TV açılmamalıdır. Bir süre sonra bu 10 dakikayı 2’şer 3’er dakika arttırın, gittikçe dikkat süresinin de arttığını göreceksiniz.

Unutmayalım : Anne –baba olarak tek görevimiz çocuklarımızı korumak ve kollamak değil, aynı zamanda ileride, biz yanlarında yokken , kendi ayakları üzerine basan, özgüvenli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerine yardımcı olmak ve gelecekteki zorlu hayat koşullarının ufak similasyonlarıyla onları hayata hazırlamaktır.

Psk. Özlem Tokgöz ÖZSOYLAR

Üstün veya özel yetenekli çocukların genel özellikleri nelerdir?

En az bir yetenek alanında yaşıtlarının üstünde performans Erken konuşma,erken yürüme,erken yaşta okumayı öğrenme Dile hakimiyet-geniş kelime haznesi,akıcı konuşma Özgün ifade biçimleri Merak,sürekli sorgulama ve bazı konulara yoğun ilgi Öğrenmeye ve bilgiye sürekli açlık, okumaya düşkünlük Çabuk öğrenme,kavrama, güçlü bellek-akılda tutma yeteneği Bir konu üzerinde dikkatini uzun süre yoğunlaştırabilme,güçlü konsantrasyon Ayrıntılara olağanüstü dikkat etme,gözlem yeteneği Genelleme ve soyutlama yaparak bilgilerini başka alanlara aktarabilme Sebep sonuç ilişkisi kurma,analiz sentez yeteneği Yüksek düzeyde duygusal duyarlılık Yaratıcılık ve gelişmiş hayal gücü Yeni ve zor deneyimleri tercih, karmaşık ve zor problemleri, bulmacaları çözmekten hoşlanma Kendisinden büyüklerle arkadaşlık Yeni durumlara uyum sağlama Zihinsel ve fiziksel olarak yoğun bir enerjiye sahip olmaBu özellikler tüm çocuklarda belli ölçüde gözlenebilir. Üstün yeteneğin göstergesi olabilmesi için bu özelliklerden bir çoğunun çocukta ilgili yaş grubunun doğal olarak gösterdiği ölçülerin üstünde bir düzeyde gözleniyor olması gerekir

Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir ?

Dikkat eksikliği- hiperaktivite bozukluğu, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve istekleri erteleyememe ile kendini gösteren psikiyatrik bir bozukluktur.
Bu bozukluğun 3 temel belirtisi vardır ;
1. Dikkat eksikliği
2. Aşırı hareketlilik
3. Dürtüsellik 

Bir kişide bu bozukluğun varlığından söz edebilmek için bu belirtilerin
7 yaşından önce başlamış olması,
Süreklilik göstermesi, (en az 6 aydır)
Birden fazla ortamda görülüyor olması ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir.
1.Dikkat eksikliği : Dikkat eksikliği, dikkat süresi ve yoğunluğunun kişinin yaşına ve gelişim düzeyine göre az olmasıdır. Konsantrasyon problemi, unutkanlık, dağınıklık, eşyaları kaybetme, dikkatsizce hatalar yapma gibi belirtilerle kendini gösterir.Bu bireyler bir şeye olan ilgilerini hızlı bir şekilde kaybeder, çabuk sıkılırlar ve daha ilgi çekici bir şeyin arayışı içine girerler.Bu bireylerin; kalabalık, gürültülü ve uyaranın fazla olduğu ortamlarda, dikkatlerini bir noktaya odaklamaları daha zor olur.
2.Aşırı hareketlilik : Bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayacak biçimde hareketli olmasıdır. Çok konuşma, otururken bile elin ayağın kıpır kıpır olması, çoğu zaman hareket halinde olma gibi belirtilerle kendini gösterir. Uykuda bile hareketlilik görülür.
3.Dürtüsellik : Genel olarak bireyin davranışlarını kontrol edebilmesinde sorun vardır. Düşündüğünü hemen yapma, acelecilik, istediklerini erteleyememe, söz kesme, sırasını beklemekte güçlük çekme gibi belirtilerle kendini gösterir. Dürtüselliğin temel nedeni, kişinin bir şey yapmadan önce düşünmesi gereken süre boyunca durmalarını sağlayan sistemin iyi çalışmamasıdır. Bu nedenle akıllarına gelen şeyi hemen yaparlar, ancak yaptıktan sonra uygun olup olmadığını görebilirler.

Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğuna Eşlik Eden Belirtiler ?

1. Dağınıklık, düzensizlik
2. Dalgınlık, hayal kurma
3. Tutarsızlık
4. Koordinasyon güçlükleri, sakarlık
5. Bellek sorunları
6. Uyku sorunları
7. Sosyal ilişkilerde sorunlar
8. Saldırgan davranışlar
9. Özgüven ve öz saygının azalması
Her çocukta bu belirtilerin tümü bulunmayabilir. Tanı için bu belirtilerin görülmesi şart değildir, ancak bunların var olması tanıyı destekler. Bu belirtilerin yanı sıra bu kişilerde;
enerjik olma,
yaratıcılık,
sıcak kanlı ve cana yakın olma,
esneklik,
hoşgörü,
risk alabilme gibi olumlu özelliklerde görülür.

TEDAVİSİ ;
D.E.H.B. için tek bir tedavi yönteminin uygulanması çoğunlukla yeterli
olmamaktadır. İhtiyaca göre farklı tedavi yöntemlerinin birlikte uygulanması gerekebilir.

İlaç tedavileri

Ana baba ve öğretmen eğitimleri
Çocuğa özel tedavi ve eğitim programı

Çocuğumda Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Var Mı ?

Sıklıkla eşyalarını kaybeder ya da okulda unutur mu?
Yarım saatte bitirebileceği bir ödevi saatler geçmesine rağmen bitiremiyor mu?
Okuma ve yazmaya karşı isteksiz mi?
Siz başkalarıyla konuşurken sıklıkla lafınızı keser mi?
Başladığı işi bitirmekte zorlanır mı?
Çoğu kez sonucunu düşünmeden tehlikeli etkinliklere girişir mi? (Örneğin, yola bakmadan sokağa fırlamak)
Sakar mıdır?
Yukarıdaki sorulardan en az 3 tanesine cevabınız evet ise çocuğunuzu bir uzmana göstermeniz faydalı olacaktır.
DEHB Nedir ?
7 yaştan önce görülen, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve istekleri erteleyememe ile kendini gösteren psikiyatrik bir bozukluktur.
Belirtileri Nelerdir ?
DEHB için DSM-IV kriterleri
Dikkat eksikliği belirtileri ;
Yönergeleri başından sonuna kadar takip edemezler,
Dikkatlerini yaptığı işe ya da oyununa vermekte zorlanırlar,
Evde ya da okulda yapacağı işler ve aktiviteler için gereken malzemeleri kaybederler,
Siz konuşurken dinlemez gibi görünürler,
Detayları gözden kaçırırlar,
Düzensiz görünürler,
Uzun süre zihinsel çaba gerektiren işleri yapmakta zorlanırlar ve bunlardan kaçınırlar,
Unutkandırlar,
İlgileri kolayca başka yönlere kayar.
Hiperaktivite belirtileri
Yerinde duramazlar,
Oturması gerektiği halde oturamazlar,
Sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çekerler,
Yerli yersiz koşup tırmanırlar,
Çok konuşurlar,
Çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan cevabını yapıştırırlar,
Her zaman birşeylerle uğraşırlar,
Sırasını beklemekte zorlanırlar,
Olaylara ya da konuşmalara müdahale edip yarıda keserler.
Tedavisi :
D.E.H.B. için tek bir tedavi yönteminin uygulanması çoğunlukla yeterli olmamaktadır. İhtiyaca göre farklı tedavi yöntemlerinin birlikte uygulanması gerekebilir. Bunlar :
Çocuğa özel tedavi ve eğitim programı
Ana, baba ve öğretmen eğitimleri
Dikkat toplama egzersizleri
İlaç tedavileri

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyim ?

Özel eğitim alanı, suistimale oldukça açık bir alan olduğu için ne yazık ki şu anda Türkiye de bazı merkezlerin etik olarak çalışmadığını görebiliyoruz. Çocuğunuza eğitim aldıracağınız merkezde :
Eğitim seviyesini inceleyin : Muhatap olduğunuz kişiler (kurum müdürü, öğretmenler, uzmanlar) mutlaka alan mezunu ve eğitimli kişiler olmalıdır.
Diploma sorun : Çocuğunuzla çalışacak öğretmen üniversite mezunu olmalıdır. Üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren fakültelerinin Zihinsel Engelliler Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliği, Görme Engelliler Öğretmenliği, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi” vs. gibi alanla ilgili bölümlerinden mezun olmalıdır.
Çocuğunuz bedensel engelliyse ve fizyoterapi seansları alıyorsa, o halde çocuğunuzla birlikte çalışan fizyoterapist, 4 yıllık Fizyoterapi mezunu olmalıdır.
Psikolog olmalı : Kurumda muhakkak aile eğitimi veren ve danışabileceğiniz bir psikolog olmalıdır. Psikologlar 4 yıllık Psikolojibölümü mezunu kişilerdir.
Gözlem Penceresi ya da Kameralı Sistem : İstediğiniz zaman çocuğunuzu dersteyken gözlemleyebileceğiniz gözlem penceresi ya da kameralı sistem bulunmalıdır.
Fiziksel Koşullar ve Hijyen : Eğitim aldığınız kurumun fiziksel koşulları, binanın dış yapısı, bakımı ve temizliği içinize sinmelidir.
Soru sorma ve bilgi alma hakkı : Çocuğunuzun eğitim aldığı kurumda eğitimle ilgili herhangi bir konuda istediğiniz zaman bilgi alacağınız ve danışabileceğiniz kişiler olmalıdır. Gidişatı hakkında bilgi almak ve eğitim programını bilmek en doğal hakkınızdır.

Çocuğumda Zihinsel Psikolojik Gelişimsel Bir Problem Olduğundan Şüpheleniyorum Ne Yapmalıyım ?

Öncelikle ilk değerlendirmenin yapılabilmesi için bu konuda uzman ve çocuklarla çalışan bir psikolog ya da çocuk psikiyatristine başvurmalısınız.

Burada gerekli değerlendirmeler yapılacak ve gerekliyse tanı için kurul raporu çıkartılacaktır.
Daha sonrasında, eğer tanı konulursa, hastaneden aldığınız bu rapor ile bağlı bulunduğunuz ilçenin Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne başvuru yapın ve değerlendirme için randevu alın. Hastane raporunuzla birlikte R.A.M ne gittiğinizde çocuğunuz eğitsel bir değerlendirmeye alınacak ve bu değerlendirmenin sonucunda gerekli görülürse size Özel eğitim alması uygundur ibaresi yazılı bir rapor verilecektir. Bu rapor ile yakınınızda bulunan herhangi bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden çocuğunuza ücretsiz eğitim aldırabilirsiniz.

Çocuğunuzun tanısını, beraberinde getirdiği özellikleri ve ona nasıl yaklaşmanız gerektiği konusunda sizin de destek almanız gerekecektir. Bununla ilgili olarak bir uzmandan psikolojik destek almalısınız.

Çocuğuma Zihinsel Engelli Tanısı Kondu/Zihinsel bir problem olduğundan şüpheleniyorum ne yapmalıyım?

Çocuğuma Zihinsel Engelli Tanısı Kondu, ne yapmalıyım?

Bağlı bulunduğunuz ilçenin Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Araştırma Merkezine başvuru yapın ve değerlendirme için randevu alın. Hastane raporunuzla birlikte R.A.M’ ne gittiğinizde çocuğunuz eğitsel bir değerlendirmeye alınacak ve bu değerlendirmenin sonucunda gerekli görülürse size “Özel eğitim alması uygundur” ibaresi yazılı bir rapor verilecektir. Bu rapor ile yakınınızda bulunan herhangi bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden çocuğunuza ücretsiz eğitim aldırabilirsiniz. Çocuğunuz akademik olarak buralarda eğitim alırken bir yandan da siz, tanısı ve ona doğru yaklaşım konularında eğitim almalısınız. Bunun için gittiğiniz kurumdaki psikologdan destek alabilirsiniz

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi seçerken nelere dikkat etmeliyim?

Özel eğitim alanı suistimale oldukça açık bir alan olduğu için ne yazık ki şu anda Türkiye’de bazı merkezlerin etik olarak çalışmadığını görebiliyoruz. Çocuğunuza eğitim aldıracağınız merkezde :

a) Eğitim seviyesini inceleyin : Muhatap olduğunuz kişiler (Kurum Müdürü, Öğretmenler, Uzmanlar ) mutlaka alan mezunu ve eğitimli kişiler olmalıdır.

b) Diploma sorun : Çocuğunuzla çalışacak öğretmen üniversite mezunu olmalıdır. Üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren fakültelerinin “ Zihinsel Engelliler Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliği, Görme Engelliler Öğretmenliği, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi vs. gibi alanla ilgili bölümlerinden mezun olmalıdır.

Çocuğunuz bedensel engelliyse ve fizyoterapi seansları alıyorsa o halde çocuğunuzla birlikte çalışan fizyoterapist , 4 yıllık “Fizyoterapi” mezunu olmalıdır.

c) Psikolog olmalı : Kurumda muhakkak aile eğitimi veren ve danışabileceğiniz bir psikolog olmalıdır. Psikologlar 4 yıllık “Psikoloji” bölümü mezunu kişilerdir.

d) Gözlem Penceresi ya da Kameralı Sistem : İstediğiniz zaman çocuğunuzu dersteyken gözlemleyebileceğiniz gözlem penceresi ya da kameralı sistem bulunmalıdır.

e) Fiziksel Koşullar ve Hijyen : Eğitim aldığınız kurumun fiziksel koşulları, binanın dış yapısı, bakımı ve temizliği içinize sinmelidir.

f) Soru sorma ve bilgi alma hakkı : Çocuğunuzun eğitim aldığı kurumda eğitimle ilgili herhangi bir konuda istediğiniz zaman bilgi alacağınız ve danışabileceğiniz kişiler olmalıdır. Gidişatı hakkında bilgi almak ve eğitim programını bilmek en doğal hakkınızdır.

Çocuğumda zihinsel/psikolojik/gelişimsel bir problem olduğundan şüpheleniyorum. Ne yapmalıyım?

Öncelikle ilk değerlendirmenin yapılabilmesi için bu konuda uzman ve çocuklarla çalışan bir psikolog ya da çocuk psikiyatristine başvurmalısınız. Burada gerekli değerlendirmeler yapılacak ve gerekliyse tanı için kurul raporu çıkartılacaktır. Daha sonrasında eğer tanı konulursa hastaneden aldığınız bu rapor ile bağlı bulunduğunuz ilçenin Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Araştırma Merkezine başvuru yapın ve değerlendirme için randevu alın. Hastane raporunuzla birlikte R.A.M’ ne gittiğinizde çocuğunuz eğitsel bir değerlendirmeye alınacak ve bu değerlendirmenin sonucunda gerekli görülürse size “Özel eğitim alması uygundur” ibaresi yazılı bir rapor verilecektir. Bu rapor ile yakınınızda bulunan herhangi bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden çocuğunuza ücretsiz eğitim aldırabilirsiniz.

OKUL KONUSUNDA ÖZEL YARDIM GEREKTİREN SORUNLAR OLDUĞUNU GÖSTEREN İŞARETLER NELERDİR ?

Şu durumlar çocuğunuzun özel yardım almasını gerektiren bazı sorunları olduğunu gösteren
işaretler olabilir ;
> Ödevlerini yapmak için çok uğraştığı ve çok ders çalıştığı halde düşük not almaya devam ediyorsa ;
> Ev ödevlerini yaparken kolayca dikkati dağılıyor ve ev ödevini bitirmekte sorun yaşıyorsa ;
> Her konuda çok çalışıyor ancak bazı konularda diğerlerine nazaran daha başarılı oluyorsa;
> Ev ödevlerini eve getirmeyi “unutuyorsa” ,
> Ders ve ödev konusunu umursamıyorsa, çok tepkili ise ,
> Okulda bütün gün sıkıldığından şikayet ediyorsa ,
> Okul ve dersler konusunda kendine güvensiz ve çekingense ,
> Okuduğu konuları anlama ve anlatma konusunda problem yaşıyorsa ,
> Uzun süreli ve dikkat gerektiren işlerden çabuk sıkılıyor ve yarım bırakıyorsa.

Psk. Özlem Tokgöz ÖZSOYLAR

Okul Konusunda Özel Yardım Gerektiren Sorunlar Olduğunu Gösteren İşaretler Nelerdir ?

Şu durumlar çocuğunuzun özel yardım almasını gerektiren bazı sorunları olduğunu gösteren işaretler olabilir ;
Ödevlerini yapmak için çok uğraştığı ve çok ders çalıştığı halde düşük not almaya devam ediyorsa,
Ev ödevlerini yaparken kolayca dikkati dağılıyor ve ev ödevini bitirmekte sorun yaşıyorsa,
Her konuda çok çalışıyor ancak bazı konularda diğerlerine nazaran daha başarılı oluyorsa,
Ev ödevlerini eve getirmeyi “unutuyorsa”,
Ders ve ödev konusunu umursamıyorsa, çok tepkili ise ,
Okulda bütün gün sıkıldığından şikayet ediyorsa,
Okul ve dersler konusunda kendine güvensiz ve çekingense,
Okuduğu konuları anlama ve anlatma konusunda problem yaşıyorsa,
Uzun süreli ve dikkat gerektiren işlerden çabuk sıkılıyor ve yarım bırakıyorsa.

Otizm Nedir ?

Otizm, çeşitli nedenlere bağlı olarak çocukluğun ilk üç yılı içinde iletişim ve sosyal beceri yetersizliği ile sınırlı ilgi, takıntılı ve tekrarlayıcı davranışlarla ortaya çıkan, ileri derecede ve karmaşık bir gelişimsel bozukluktur. Otizm, bir yelpaze gibi ağırdan hafife giden çok farklı şiddetlerde olabilir.

Otistik çocukların tanımlanmasında kullanılan özelliklerin hepsi eşzamanlı ve eşit olarak otistik çocuklarda bulunmaz; kimi çocuğun sosyal ilişkileri daha çok bozukluk gösterirken, kimisinde de iletişim yetersizliği daha yoğundur. Ayrıca belirtiler zamanla değişime uğrayabilir. Yaş ilerledikçe birçok davranış değişir veya söner. Örneğin, sosyal ortamlardan kaçan çocuk, zamanla insanlara yakınlık gösterebilir ve insanların arasına katılabilir.
Otistik çocukların en belirgin özellikleri dili öğrenememe, içe kapanma, değişikliğe aşırı tepki, aynılığı devam ettirmede ısrar, tekdüzelikten hoşlanma, soyut kavramları öğrenmede zorlanma, zaman kavramını öğrenememe, konuşmaları algılayamama ve insanlarla ilişkilerinin sınırlı olmasıdır.

Kızlara oranla erkeklerde üç kat fazla görülen otizmin, kesin bir nedeni bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalarda, çok sayıda farklı neden öne sürülmüştür. Konuyla ilgili araştırmalar, özellikle genetik alanında araştırmalar devam etmektedir.Otistik çocuk, çevresinde insan yokmuş gibi davranır; çağrıldığında dönüp bakmaz, sorulara cevap vermez. Duyduğu halde duymamış gibi davranır. Anne babasının ilgisini bile reddeder, sevilmekten, kucağa alınmaktan ve okşanmaktan hoşlanmaz. Kalabalık içinde kimse yokmuş gibi hareket eder ve oradakilere bakma ihtiyacı hissetmez; görmezden gelir. İnsanlara nesne gözüyle bakar. Tanımadığı kimselere karşı ilgisiz, sıcak veya korkmuş gibi davranabilir. Genellikle kendini kendisiyle sınırlar. Bir kısmı yaşam boyunca hiç konuşamazken, bir kısmı da konuşmayı geç öğrenir, ama paylaşım ve iletişim amaçlı kullanamaz. Konuşabildiği halde dilsiz gibi davranır. Saatlerce ilgisini çeken bir konuda konuşabilir; ekolali (yankı) konuşma vardır, söylenenleri papağan gibi tekrarlar. Zorunlu olmadıkça başkasıyla konuşmaz, kullandığı kelimeler sınırlı sayıdadır. Konuşması mekaniktir; tonlama ve duygu görülmez. Konuşmanın kurallarını kendi koyar. Göz teması ya yoktur ya da çok azdır, bakışları donuktur. Konuşmalara ve mimiklere pek tepki vermez. Ebeveyne bağlılık fazla yoktur. Aşırı neşe, kızgınlık ve sıkıntı dışında, boş ve duygusuzbir yüz ifadesi vardır, huzursuz görünür. Bir kısmının duyu organları dış çevreye karşı aşırı hassastır. Örneğin, ses, ışık, koku ve tensel uyaranlara karşı aşırı hassastır. Kendine ait bir dünyada yaşıyormuş gibi görünür. Motor becerileri zayıftır ve kaslara dayanan işlerde beceriksizdir. Sınırlı beceri repertuarına karşın, ritüel repertuarı sınırsızdır.
Yemek yemeyle ilgili ciddi problemler yaşayan çocuk sayısı oldukça fazladır.Kimi çocuk, yiyecekleri çiğnemeden yutar, kimisi devamlı aynı yiyeceği yemek ister, kimisi de yenilmemesi gereken şeyleri yer; örneğin, sümük ve dışkısını, toprak ve cam gibi şeyleri yer. Tat alma duyusu aşırı derecede hassas olduğu için, alıştıkları yiyeceklerin çeşidi uzun süre değişmeden aynı kalır, içecek ve yiyeceklerindeki en küçük değişikliği dahi hemen fark ederek olumsuz tepki verirler. Buldukları her şeyi yiyen ve doyma hissi olmayan çocuklar da vardır. Otistik çocukların bir bölümü sık sık uyanırlar. Özellikle uyandıktan sonra ağlama nöbetleri başlar ve bir türlü sakinleştirilemezler. Bazı çocuklar da gecenin geç saatlerine kadar uyanık kalır ve uyumamak için direnirler. Anne babanın yatağı dışında başka yerde uyumayan çocuklar, kendi odalarına götürüldüklerinde çığlıklarla tepki verir.

Gün ortasında yer ayırımı yapmaksızın, toprağın, betonun veya masanın üzerinde uyumaya çalışan çocuklara da rastlanır.
Oyunlara olan ilgileri de normal çocuklardan farklıdır. Grup oyunlarına katılmaz, yaşıtlarıyla oynamak istemez ama tek başına saatlerce oynayabilir. Oyuncaklara fazla ilgi duymaz, amaçsızca ve aynı oyuncakla uzun süre sıkılmadan oynar.
Oyuncağı elinden alındığında tepki gösterir ve oyuncaklarını başkasına vermez. Yaratıcı oyunları oynama yeteneği yoktur; oyunlarında hiçbir kurala rastlanmaz.

İlerleyen yaşına rağmen oyunlarında bir gelişme görülmez. Çoğu kez evdeki eşyalara ilgi duyarak onlarla oynar, defalarca kapıyı açıp kapar, eşyaları birbirine vurarak ses çıkarır. Yerinde sallanma, ileri geri gidip gelme gibi anlamsız görünen stereo tipi hareketleri ve basmakalıp davranışları defalarca tekrarlar.

Çamaşır makinesinin dönen kazanını ve dönen nesneleri saatlerce seyreder. Kimi otistik çocuk sürekli olduğu yerde otururken, kimisi de aşırı hareket halindedir. Yaklaşık yüzde onunda üstün yeteneklere rastlanır; fakat bu yetenekleri bir alanla sınırlı kalır. Örneğin, kimi çok güçlü bir hafızaya sahiptir ve duyduğu her şeyi kaydeder, kimi çok karmaşık matematik problemlerini çözer, kimi bir defa gördüğü bir manzarayı en ince ayrıntısına kadar resimleyebilir.

Yaptığı şeyler genelde aynıdır. Odasındaki eşyaların yerlerini ayrıntılı olarak bilir ve adeta hafızasında odanın bir fotoğrafını bulundurur; yerinde olmayan bir eşyayı hemen fark eder. Değişimden nefret edecek kadar aşırı bir titizliği vardır.
En küçük bir değişikliği bile fark ederek hemen olumsuz tepkide bulunur. Yaşadığı ortamda yapılan bazı değişiklikler, öfke nöbeti geçirmesine ve saldırgan davranışlar göstermesine yol açabilir.

Otistik çocukların dış görünüşlerinde herhangi bir anormallik görülmez, hatta çok sevimli ve güzel görünüşleri vardır. Bu çocukların ruhsal hastalıklara yakalanma olasılıkları, diğer çocuklara oranla yüksektir. Başta depresyon olmak üzere panik atak, mani, obsesif kompülsif bozukluğu gibi hastalıklara yakalanırlar.

Yaklaşık yüzde kırkında başta epilepsi olmak üzere çeşitli nörolojik sorunlar görülür. Otistik çocuklar, çevresinde yaşayan insanlara birçok yönden rahatsızlık verir. Rahatsız edici davranışlar; saldırganlık, kendine zarar verme, inatçılık, öfke nöbetleri, uyku ve yemekle ilgili sorunları, tuvalet, cinsellik ve temizlik sorunları ve tekrarlayıcı hareketler olarak sıralanabilir.
KAYNAK : Çetin ÖZBEY, Otizm ve Otistik Çocukların Eğitimi, İnkılap Kitapevi, İstanbul, 2005.

Çocuğum Otistik mi ?

  • Göz kontağı kurmuyor, adı söylenince bakmıyor.
  • Kendi dünyasında yaşıyor gibi, ilgisiz.
  • Nedensiz ağlama ya da gülmeleri var.
  • Sanki beni duymuyor, acaba kulaklarında mı bir sorun var?
  • Hala konuşmuyor…
  • Takıntıları var, sürekli kapıları açıp kapıyor…
  • Parmak uçlarında yürüyor.
  • Nesneleri sürekli çeviriyor, oyuncaklarla oynamayı bilmiyor.
  • Diğer çocuklarla oynamıyor, tek başına olmak istiyor.
  • Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri var.

Yukarıda sıralanan durumlardan en az 3 tanesi sizin çocuğunuz içinde geçerliyse otizmle ilgili bir değerlendirme yapılması gerekebilir.

OTİZM NEDİR ?
Sebebi hala tam olarak anlaşılamamış olan Otizm, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan sosyal ilişkilerde ve iletişimde güçlükle kendini gösteren nörolojik ve gelişimsel bir bozukluktur. Otizmin erkeklerdeki yaygınlığı, kızlardan üç-dört kat fazladır. Otizm tanısı alan çocukların çoğunda değişik derecelerde öğrenme güçlüğü ve zeka geriliği de görüyoruz. Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin pek azında (yaklaşık %10), çok güçlü bellek, müzik yeteneği vb. üstün özelliklere rastlanır.
Sebebi ve tedavisi hala tam olarak bulunmuş değil. Günümüzde hala otizmi kökten çözen bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. Ayrıca otizmin henüz kesin bir laboratuar tanısı yoktur. Beyinlerinin neresinde sorun var ya da beyin fonksiyonlarının işleyişindeki farklılık net bir şekilde açıklanamamaktadır.
Amerikan Psikiyatri Birliği, otizm spektrum bozukluğu içinde yer alan otizm tanısı için, çocuğun aşağıda sıralanan 12 belirtiden en az altısına sahip olmasını ve bu belirtilerden en az ikisinin sosyal etkileşim sorunları kategorisinden, en az birer tanesinin ise diğer iki kategoriden (iletişim sorunları ve sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlar) gelmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, bu belirtilerden en az birinin 36 aydan önce varlığı da aranmaktadır.

  • Sosyal İlişkilerde Güçlük
  • Başkalarıyla göz teması kurmakta zorlanmak.
  • Arkadaşlık ilişkileri geliştirememek.
  • Pek çok şeyi başkalarıyla birlikte değil de kendi başına yapmayı yeğlemek.
  • Çevredeki kişilerin yaptıklarıyla ilgilenmemek; onlar kendisiyle ilgilendiğinde ise kayıtsız kalmak.
  • İletişim Zorlukları
  • Dil ve konuşma gelişiminde akranlarının gerisinde olmak ya da hiç konuşmamak.
  • Başkalarıyla sohbet başlatmada ve sürdürmede zorlanmak.
  • Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz zamanlarda söylemek.
  • Çevresinde bulunan aynı yaşlardaki çocukların oynadığı oyunlara ilgi göstermemek.
  • İlgi ve Davranış Takıntıları
  • Bazı sıra dışı konulara karşı aşırı ilgi duymak; örneğin, asansörlerin nasıl çalıştığı.
  • Günlük yaşamdaki düzen değişikliklerine katlanamamak; örneğin, eşyaların yerinin değişmesi
  • Sıra dışı beden hareketleri yapmak; örneğin, sallanmak ya da çırpınmak
  • Bazı nesnelerle sıra dışı hareketler yapmak; örneğin, nesneleri döndürmek ya da sıraya dizmek

Otizmin kendi içinde de geniş bir yelpazesi vardır. Bu nedenle, otizm tanısı almış iki kişi otizmin derecesi açısından birbirlerinden çok farklı olabilirler.
Otizm Spektrum Bozukluğu kapsamında :

  • Otizm (Otistik bozukluk)
  • Asperger sendromu
  • Atipik otizm (Başka türlü adlandırılamayan otistik/yaygın gelişimsel bozukluk)
  • Çocukluk dezentegratif bozukluğu
  • Rett sendromu, gibi tanılar bulunmaktadır.

Farklı türden terapi ya da tedavi uygulamaları bulunmasına karşın bunların hiçbiri özel eğitimin yerini alamaz. Otizmli her çocuğun ve ailesinin özel bir eğitim alması gerekmektedir.
Ülkemizde bu eğitim, özel eğitim okulları ve özel rehabilitasyon merkezlerinde, gerekli rapora sahip çocuklara ücretsiz olarak verilmektedir.

Çocuğuma Otizm Tanısı Konuldu Ne Yapmam Gerekiyor ?

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Hizmetini ücretsiz alabilirsiniz: Öncelikle çocuğumuzun tanısına uygun bir eğitimden faydalanabilmesi için hastaneden aldığınız rapor ile birlikte bağlı bulunduğunuz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nden değerlendirme için bir gün almanız gerekiyor. Orada yapılacak değerlendirme sonunda uygun görülürse verecekleri ve üzerinde “özel eğitim alması uygundur” ibaresi bulunan rapor ile herhangi bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden ücretsiz faydalanabilirsiniz. Bu merkezlerde, alan mezunu öğretmenler ve meslek elemanları çocuğunuz için gerekli bireysel ve grup eğitim hizmetini sunmaktadır. Özel eğitimle konuşmaya başlayan, okuma yazmayı öğrenen ve iletişimde olumlu gelişmeler gözlemlediğimiz çocuklarımız bulunmaktadır.

Konusuyla ilgili uzmanlardan hizmet alın: Özel eğitim, suistimale oldukça açık bir alandır. Maalesef bazı kurumların maliyeti düşürmek adına alanla ilgisi olmayan kişileri öğretmen olarak çalıştırdıklarını duymaktayız. Eğitim alacağınız merkezde çocuğunuzla birlikte derse giren öğretmenin üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren fakültelerinden mezun , Özel Eğitim Öğretmenliği, Psikoloji, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Okul Öncesi Öğretmenliği, Sınıf öğretmenliği ( M.E.B’dan Zihinsel Engelliler Eğitimi Sertifikası almış ), Fizyoterapi , İşitme Engelliler Öğretmenliği vs. gibi, alanla ilgili bölümlerden mezun olması gerekmektedir.

Ayrıca kurumda ailelere eğitim ve psikolojik destek veren uzman bir “Psikolog” olması gerekmektedir.

Durumu Kabullenin: Otizmde çocuğun fiziksel gelişimi genellikle normal olduğu için ebeveynlerde çoğu zaman durumu kabullenmeme sorunu görüyoruz. Durumu ne kadar erken kabullenirseniz, çocuğunuz için birşeyler yapmaya o kadar erken başlarsınız.

Suçlamayın: Bu tanıdan ötürü kendinizi ya da başka herhangi bir kişiyi suçlamayın. Her yaşta, her kültür düzeyinde ve dünyanın her yerindeki insanların otistik bir çocuğu olabilir.

Otizm henüz, çocuk anne karnındayken teşhis edilemiyor.

Çocuk sahibi olmayı isteyip istememenizin, çocuğunuza ilgi gösterip göstermemenizin, eşinizi sevmenizin ya da sevmemenizin çocuğunuzun otistik olması ile hiçbir ilgisi ya da etkisi yoktur.

Pes Etmeyin-Vazgeçmeyin: Anne – baba olarak en zor anlardan birini yaşadınız belki de. Ancak doğru aile yaklaşımı ile çoğu otistik çocuğumuzda ciddi ilerlemeler görüyoruz. Çocuğunuzun kapasitesinin ne olduğunu bilemezsiniz, doktorunuzun ve özel eğitim uzmanınızın önerdiği aktiviteleri uygulamanız sonucunda sürpriz gelişmeler olduğunu görebilirsiniz. Otistik çocuğa doğru yaklaşım ve davranış değiştirme yöntemleriyle ilgili uzman bir psikologdan yardım alın.

Psikolojik Destek Alın: Gerekirse psikolojik ya da psikiyatrik bir destek almaktan çekinmeyin. Sizin sağlıklı olmanız, çocuğunuza sağlıklı yaklaşmanız demektir.

AİLE DE EĞİTİM ALMALI

Ailenin çocuğa nasıl yaklaşması gerektiği, okulda ya da rehabilitasyon merkezinde kazandırılmaya çalışılan davranışların evde nasıl genelleştirilebileceği, problem davranışlarla uygun baş etme yöntemleri konusunda aile eğitim almalıdır. Aileleri de eğitime katılan, ailelerin çocuklarında çok daha hızlı ilerlemeler görülmektedir.