ÇOCUĞUNUZUN ŞİDDETE, TACİZE, İSTİSMARA MARUZ KALDIĞINI NASIL ANLAYABİLİRSİNİZ?

Hangi yaşta olursa olsun bir çocuk evde üvey ya da gerçek ebeveynleri, bir akrabası, okulda öğretmeni, akranları ya da sokakta hiç tanımadığı kişilerce duygusal, fiziksel ya da cinsel tacize, istismara maruz kalabilir. Belki de en önemlisi; özellikle de okul öncesi dönemdeki çocukların zihinsel ve dil gelişimleri henüz yeterince olgunlaşmadığı için duygularını, kaygılarını, korkularını söze dökememeleridir ki bilinçaltına bastırılan korkular örneğin rüyalarla kendisini gösterir. Daha da kötüsü; çocukların yaşadıkları bazı davranışları bir taciz olarak görmemeleri; görseler bile örneğin tacizci bir aile üyesiyse eğer çeşitli korkular nedeniyle ifade etmekten kaçınmalarıdır. Bazı çocuklar özellikle cinsel içerikli bazı eylemleri bir oyun olarak da görebilmekte, dolayısıyla da normalleştirmektedirler. Bazı kız çocukları babaları tarafından cinsel olarak istismar edilmelerini bir sevgi gösterisi olarak algılayabilmekte; örneğin her babanın çocuğunu böyle sevdiğini düşünmektedirler. Babalarının annelerine cinsel içerikli çeşitli davranışlarda bulunduğuna tanıklık eden bazı erkek çocukları da benzer davranışları okulda kız arkadaşlarına uygulamaktadırlar çünkü neyazıkki bunların zararsız bir sevgi ifadesi olduğunu öğrenmişlerdir. Kısacası, yaşanılan travmalar derecesine, süresine ya da biçimine göre çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir. Tüm bu sonuçları da aslında çocuğun yaşadıklarını kendince, kendi dilince ifade etmesi olarak düşünmek mümkündür. Tabi bu olumsuz sonuçlardan bazıları çocuğun yaşadığı gelişim döneminin getirdiği geçici birtakım sıkıntılar da olabilir. Burada önemli bir ipucu; diyelim ki o güne kadar altını hiç ıslatmayan çocuğun bir anda sürekli olarak altını ıslatmaya başlaması ya da aslında son derece sakin mizaçlı olan çocuğun 1-2 haftadır öfke patlamaları yaşaması, hayvanlara ya da oyuncaklarına zarar vermesi gibi dikkat çekici davranışlardır. Bu noktada da ailenin bir profesyonel yardım alması sorunun daha da büyümemesi için önemli olacaktır.


Peki, bir şiddet eylemine, tacize, istismara maruz kalan bir çocukta ne tür davranışlar göze çarpar? Yaşanılan travma kendisini ne tür olumsuz sonuçlarla gösterir?

Çocukta kaygı, korku, suçluluk duygusu ve utanç göze çarpabilir…
Değersiz hissettirilen, aşağılanan, utandırılan, küfredilen, sürekli tehdit edilen, terk edilen, reddedilen ya da hırsızlık gibi antisosyal davranışlarda bulunmaya teşvik edilen bir çocuk kötü rüyalar görebilir…
Nedeni belirsiz fiziksel sağlık sorunları yaşayabilir; örneğin tahlillerin tamamı temiz çıkmış olsa da son birkaç gündür hep karnı ağrımaktadır…
Benzer yaş dönemindeki çocuklardan farklı olarak ani duygusal iniş çıkışlar, örneğin nedensiz öfke patlamaları gösterebilir…
İlgi, sevgi, şefkat görebilmek umuduyla sanki bir bebekmiş gibi davranabilir, örneğin böyle konuşmaya başlayabilir…
Yaşadığı travmayı oyunlarında aktarabilir; onu yeniden yaşayabilir. Örneğin oyunda kendisini çaresiz bir kurban olarak sunabilir ya da kahraman, kurtarıcı rolünü üstenebilir. Ya da örneğin evcilik oynarken kendisini annesiymiş gibi sunabilir. Bunu yapmadan önce de annesinin makyaj malzemelerini kullanabilir, mutlaka onu elbiselerini giymek isteyebilir…
Yaşadığı travmayı hatırlatan kişi, yer ya da şeylere karşı tepki gösterebilir. Herzaman gitmekten çok zevk aldığı parka tekrar gitmek bir yana; parkın adını duyduğunda bile stres tepkileri gösterebilir, öfkelenebilir, ağlayabilir…
Özellikle de belirli arkadaşlarından uzaklaşabilir, onlarla sürekli kavga edebilir ya da artık hiçkimseyle oyun oynamak istemeyebilir…
Dikkat ve konsantrasyon sorunları ya da öğrenme güçlüğü yaşayabilir…
Ya tamamen bağımsızlık, kendi başınalık ya da örneğin son 2 haftadır annesine aşırı bağımlılık gösterebilir…
Yaralanmalarla sonuçlanacak ciddi riskler alabilir, sanki artık bedenini hiç önemsemiyor gibidir. Örneğin kendini kesebilir çünkü bilinçaltısal olarak yaşadığı tacizi hak ettiğine inanmaktadır…
Cinselliğe, cinsel konulara, karşı cinse, cinsel organlarını keşfe aşırı önem verebilir, sürekli onlarla meşgul olabilir…
Okuldaki arkadaşlarını taciz edebilir; onlara, eşyalara ya da hayvanlara saldırabilir…
Kimseye güvenmeyebilir, arkadaşlarının ya da öğretmeninin davranışları hakkında aşırı şüpheci davranabilir…
Kendini hep yeniden kurbanlaştırabilir; örneğin okulda herkesin çekindiği çocuğa özellikle sataşıp onun kendisini dövmesini sağlayabilir, onu tahrik edebilir. Böylelikle de yaşadığı travmayla (annenin reddi ya da ihmali, babanın cinsel istismarı gibi) belirmiş olan değersizlik duygusu onaylanmış olur…
Bir işi başlayıp bitirmekte; örneğin ödevlerini yapmakta zorlanabilir, hep bir performans kaygısı ve başarısızlık korkusu yaşayabilir…
Yaşadığı travma yaşamı üzerindeki kontrol duygusunu kaybettireceği yani hayatının kendi kontrolünün dışında sürdüğünü hissettireceği için kontrol duygusunu yeniden kazanmasını sağlayacak arayışlara girebilir. Örneğin oyuncaklarının nasıl organize edileceği, hangisiyle nezaman ne kadar oynanacağı gibi konularda aşırı takıntılı davranmaya başlayabilir…
Yaşadığı travmayla baş etmek için kendince çözümler üretebilir; örneğin ensest mağduru bir kız çocuğu yatağa artık hep babası eve gelmeden önce girebilir…
Yaşadığı şiddetin kendisinden kaynaklandığına inanıyorsa eğer evde daha az konuşmaya başlayabilir…
Rüyalarında canavarlar ya da tanımlayamadığı nesneler görebilir…
Bir fırtınaya, gök gürültüsüne, çarpışma sesine, üniformalı bir güvenlik görevlisine, ateşe, yıkık bir bina görmeye, çığlıklara, sigara kokusuna, belirli bir parfüme ya da sallantıya karşı aşırı duyarlı olabilir…
Günün özellikle de belirli bir saatinde, akşamları ya da o dayısının evine gittiklerinde huzursuzluk yaşayabilir…

KAYNAK: Tarık Solmuş, Travma Psikolojisi: Hayatımızın Kırılma Anları, Nobel Yaşam Yayınları, 2015

Yorumlar

CLOSE
CLOSE