Anne ve babanızın meslek hayatınızdaki rolünü hiç düşündünüz mü ?

Bir çoğumuz yapmak istediğimiz mesleği seçerken anne ve babamızın etkisinde kalırız. Uzmanlara göre bazılarımızda bu durum iş hayatında da devam eder. Ebeveyn ile kurulan bağın şekli, iş hayatımızdaki sosyal ilişkilerimizi yakından etkliyor.


Mesleğimizi seçerken ebeveynlerin rolü çok büyük. Bazıları hiç saklamadan bizim adımıza mesleğimizi seçti, bazıları “ben karışmam” dedi ama doğduğumuz andan başlayarak bizi kendi gönlündeki mesleğe yönlendirdi.  Elbette sadece işlerimizi seçerken etkili olmuyorlar, iş yaşamımızı nasıl sürdürdüğümüz de ebeveynlerimizle ilişkili. Çünkü onlarla kurduğumuz bağın şekli, iş yaşamında en önemli şeylerden biri olan insan ilişkilerimizi etkiliyor.

Anne ve babalarımız çoğu zaman bilinçli olmasa da hayatımızın her alanını etkiliyor. Ne giyeceğimizden tutun da seçeceğimiz eşe kadar söz sahibi olabiliyorlar. İş seçimlerimizde de ebeveynlerin rolünü hepimiz biliyoruz. Çok az kişi tüm bunlara karşı koyarak, yüreğinin götürdüğü yere gidebildi. Kendilerine uygun görülen işlerde mutsuz çalışan yüzlerce kişiye karşın, yine de birçok insan ebeveynlerinin onlar için seçtiği işte severek çalışıyor. Ebeveynlerimiz sadece işlerimizi seçerken etkili olmuyorlar. İş yaşamımızı nasıl sürdürdüğümüz de ebeveynlerimizle ilişkili oluyor. Çünkü onlarla kurduğumuz bağın şekli, iş yaşamında en önemli şeylerden biri olan insan ilişkilerimizi etkiliyor. İş dünyasında başarılı olmanın sırrı, insan ilişkilerinin gücünü anlamaktır. İnsan ilişkilerinin temelini anlamak bağlanmayı anlamakla başlar.

Bağlanmanın önemi

Annemizin rahminden dışarı çıkarılıp, göbek kordonumuz kesildiği anda, beslenmek ve yaşamak için anneye olan fiziksel bağımlılığımız bir anlamda sona erer. Her ne kadar tüm ihtiyaçlarımız için birine gereksinim duysak da, asıl ihtiyacımız bağlanabileceğimiz biridir. İlk aylarda bebek için kendinden başka kimse yoktur. Anneyle kurduğu ilişki sonrası, üçüncü ayına doğru, anne bebek için ayrı bir varlık olarak belirmeye başlar. Bebek anneyi ayırt etmeye, geldiği zaman ona gülmeye, sevinç göstermeye başlar. Bu sırada bebekler annenin duygularını bir ayna gibi yansıtırlar. Yani anne mutsuzsa mutsuz, anne neşeliyse neşeli olurlar. Gittikçe bu duyguları kendi duygularından ayırt ederek bireyselleşir ve kendini anneden ayrı bir varlık olarak görmeye başlar. Bu sürece bağlanma süreci denir. Bağlanmayı sağlıklı geçiremeyen bebeklerde hem bebekken hem de daha sonraki dönemlerde ruhsal sorunlar ortaya çıkar. Bebek büyüdükçe fiziksel olarak anneye bağımlılığı azalır. Ama sağlıklı kurulan bu bağlanma yaşamı boyunca devam eder. Bağlanmayı ayrışma ve bireyselleşme takip eder. Bağlanmayı öğrenmek, anlamlı ilişkilerin temelini oluşturur. Başta kendimiz olmak üzere yaşam boyu eşimizle, işimizle, çalışma arkadaşlarımızla, yöneticilerimizle kuracağımız ilişkilerin temelini oluşturur. Başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmek ve o ilişkileri sağlıklı sürdürebilmek zihinsel sağlığımızın yerinde olduğunun göstergesidir.

Annemizle sağlıklı bir bağlanma yapamadıysak…

Ebeveynle sağlıklı bağlanma yapamazsak temel güven duygumuzun gelişiminde sorunlar olur. İş yerimizde patronun, çalışma arkadaşlarımızın ya da çalışanlarımızın güvenilir ya da güvenilmez olduğunu düşünmemizde ebeveynlerimizle yaptığımız bağlanma yatar. Patronumuz iş yerindeki annemiz ya da babamız değildir. Bunu kendi kendimize söyleyebilsek de, ebeveynlerimizle olan ilişkimizin doğasını onlarda yaşatmaya devam edebiliriz. Yaklaşmanın zor olduğu, bizi eleştiren, zor beğenen, beceremediğimiz zaman aşağılayan bir ebeveyn, bu özellikleri taşıdığını düşündüğümüz yöneticiden ya da çalışma arkadaşından kaçınmamıza, ilişki kuramamamıza ve dolayısıyla o işten uzaklaşmamıza neden olabilir. Böylece başarabileceğimiz bir iş ebeveynlerimizin gölgesinde kaybolur. Çoğu kez ebeveyn gölgesini ve bizim ilişki sistemimize katkısını bilemeden başka nedenler ararız. Bizim iş yerimizdekilerle duygusal bağ kuramadığımızı, uzak durduğumuzu, güvenemediğimizi, duygularımızı gösteremediğimizi aklımıza bile getirmeyiz. Tam tersi tüm hatalarımızı doğal sayan, açıklarımızı kapatan, bizim adımıza her şeyi yapan ebeveynimize benzeyen bir yönetici ya da iş arkadaşları arama devamlı hayal kırıklığımızın temel nedeni olabilir. Onlardan beklediğiniz himayeyi bulamamak iş başarımızı etkiler.

Yaşamın hep ileride olduğu unutulmamalı

Ebeveynlerle kurulan olumlu ve güçlü bağlar kariyerinize katkı sağlayabilir. Ama geçmişe dönüp, bağlanma şeklimizi ve ebeveynlerimizi değiştirmek mümkün değildir. Unutulmaması gereken, geçmişin ardımızda kaldığı ve yaşamın ileride olduğu olmalıdır. Geçmiş ilişkiler ne olursa olsun, kendimizi geliştirmek için yapabileceklerimize odaklanmak gerekir. Böylece bugün ve yarın için daha doğru adımlar atabiliriz. Unutulmaması gerekenleri sıralarsak, geleceğe yönelik planları düzenleyebiliriz. Evet, ebeveynlerimizle yaptığımız sağlıklı bağlanma önemlidir. Ama sağlıklı ayrışmayı ve bireyselleşmeyi de yapabilmemiz gerekir. Büyümenin acı ama değerli anlamlarından biri yaşamımızdan ve yaptıklarımızdan yüzde 100 sorumlu olmaktır. Gerçekten büyüdüysek, sorumluluğu ebeveynlerinize atma şansımız yoktur. Sorumluluğumuzu alıp, değiştirebileceklerimiz için uğraşmak gerekir. Kendini tanıma ve ilişkileri düzenleme adına yaptığımız terapilerin özünde hayatın ve işin sorumluluğunu almak isteyenlere destek ve yol gösterme var. Yeter ki ebeveynlerin uzak anılar olduğunu ve yaşamımızı yeniden yapılandırabileceğimizi görecek kadar büyümüş olabilelim.

Kaynak: kariyer.net

paylasimbilgisi

Yorumlar

CLOSE
CLOSE